Patentlesek de mi saklasak? Patentlemesek de mi saklasak?

Yaptığınız işi iyi bilen bir kobisiniz ve belki 20-30 yıldır aynı işi yapıyorsunuz. Hatta belki dededen, babadan gelen işi sürdürmektesiniz.

Zaman içinde gelişen üretim metotları ve teknolojinin yanı sıra, siz işinizi yaparken de edindiğiniz bilgi birikimi ile farklı bir makine ya da üretim yöntemi geliştirdiniz. Bunu kullanarak değişik ürünler ortaya çıkartabiliyor ve nispeten daha karlı olarak da satabiliyorsunuz.

Kısa bir süre sonra önünüze iki seçenek gelecek ve hayat sizi bir yol ayrımına götürecek. Birinci yol, bu makine ya da yöntemi herkesten saklamaya çalışmak ve sizin yapabildiğinizi bir başkasının öğrenmesine, yapmasına mani olmak.

Literatürde buna ticari sır deniyor ki; bu tür ticari sırların en bilinenleri Coca Cola’nın formülü, KFC tavuk restoranının sos karışımları, Google algoritmaları ve Microsoft’un kodlarıdır.

Özellikle Coca Cola üstün pazarlama yeteneği ile bu konuda kendine bir efsane de yaratabilmiş ve “açıklanmayan sırları olduğu” içeriğini bile satabilmiş bir firmadır. Ancak siz de taktir edersiniz ki, yüzbinlerce çalışanı olan ve yüzlerce ülkede operasyon yöneten, sadece marka değeri bile 100 Milyar Dolar’ı geçen bu firma bile ticari sırrını saklama konusunda çok ciddi çabalar harcamak zorundadır.

Nitekim geçtiğimiz günlerde Coca Cola’nın bu sır duvarında yıllar sonra bir gedik açıldı. Eski çalışanlardan kimyager Xiaorong You kutu kolaların, iç kısımlarında kullanılan kaplamalarla ilgili gizli bir formülü sattığı gerekçesi ile tutuklandı. Hakkında elektronik dolandırıcılıktan, ticari sırrı açığa vurmaya ve hatta casusluğa kadar varan suçlamalar nedeniyle 14 yıla mahkum edildi. Casusluk suçlamasının sebebi bu sırları Çin menşeli kişi ya da firmalarla paylaşmasıydı.

Evet suçlu belki bulundu ama bir ticari sır da açığa çıkmış oldu. Dolayısıyla bir kez daha ortaya çıktı ki, Coca Cola bile olsan (Ya da ancak bu seviyede olursan) bu tür sırları uzun süre koruyabilir ama yine de kaçağa engel olamayabilirsin.

Düşünsenize, bir sırrınız var ve bu sırla ürettiğiniz ürünler için  her gün belki onlarca kişiden ürün tedarik ediyor veya yardım alıyorsunuz. Hatta belki yüzlerce kişi de bu ürünün üretiminde “çalışan” sıfatı ile çeşitli kademelerde görev alıyor. Her tedarikçiye, hemen her çalışana ayrı bir gizlilik sözleşmesi yapmanız, acaba bir sızıntı var mı diye takip ve kontrol etmeniz gerekir.

Bu mekanizma ne kadar sürdürülebilir ya da bunu sürdürmek için nasıl bir bütçe- kadro oluşturmak lazım?? Profesyonel bir ekibe konuyu havale etseniz, bir de onları kontrol etmeniz gerekir. Bir süre sonra kontrol eden ekibi kontrol etme dürtüsüyle birlikte konu bir açmaza sürüklenecektir 😊

Ya da ikinci yol olarak bu sırrınız için (eğer gerekli tüm teknik yeterlilikler mevcutsa) bir patent başvurusu yaparak, kanunen size tanınmış haklardan faydalanır ve bu teknik geliştirme – buluş özelinde yasal bir tekel hakkı kazanabilirsiniz.

Patentin size sağladığı koruma kalkanının ardında 20 yıl boyunca bu ürünü sadece siz üretebilir, bir başkasına lisans yolu ile kiralayabilir, patenti tamamen satabilir ya da üretilecek ürün üzerinden bir komisyon bedeli karşılığı devredebilirsiniz. Elde edeceğiniz kaynakla patentinizi geliştirmeye çalışabilir, yeni bir patent peşine düşebilir ya da hiç bitmeyecek bir tatile çıkabilirsiniz.

Dolayısıyla eğer Coca Cola, Microsoft, Google ya da benzeri büyüklük ve olanaklara sahip değilseniz; Patentlesek de mi saklasak? Patentlemesek de mi saklasak? ikileminde bizim tavsiyemiz patentleyin ve öyle saklayın, hem size hem faaliyet alanınıza hem de ülkeye bir katkı vermiş olun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook

LinkedId